Didik Didik Et

Salı, Ağustos 23

Jeep'im Var Ama Mutsuzum

Tabi ki benim jeepim yok :) Bir dostuma ayrıldığı sevgilisi "xxxx, senden ayrıldıktan sonra hayatımda çok şey değişti. Jeep'im bile var ama mutsuzum" demişti. Salağın mutluluk kriterine bak zaten. Sen benim dostumu harcamışsın, bizim grubun ahını almışsın, Ukrayna'ya dahi gitsen artık fayda gelmez senden heheyytt oğlum.
Eevvett sevgili okurlarım,
Bugün sağlığım çok daha iyi. Sabahın köründe kalktım işime geldim. İnsani yaşama saatlerinin dışında bir saatte uyanıp işime geliyorum. (Aayy tam şu anda sağ ayağımın altı bir kaşınıyor anlatamam. Dayanamadım çıkardım ayakkabıyı kaşıdım :)) Madonna gibi erken kalkıyorum. Pek tabii onun gibi pilatesle güne başlamıyorum. Ben daha çok dolabın önünde 20 dakika aval aval bakarak ne giyeceğimi düşünerek beyin jimnastiği yapıyorum. İyi bir huyum var tabi kahvaltıda yeşillik yiyorum. Maydanoz, nane ne varsa sabahları ilk iş olarak yeşillik yerim. Pekmez içerim bir kaşık. Çok faydasını görüyorum hem kan değerlerim, demirim yüksek hem de metabolizmam gayet hızlı çalışıyor. Servisi hiç kaçırmam saatinde yalı kazığı gibi dikilerek şirin beyaz servisimi beklerim. Beklerken yan tarafımda olan heybetli ağaçla konuşurum. Evet ağaçlarla konuşuyorum, onlara iltifat ediyorum. Ağaçlar da kendi aralarında konuşurlar bir nevi bir titreşim yayarlar. Ben beni de anladıklarını düşünerekten bir iki kelam ediyorum. Ayrıca küçükken yine babaannemden tırlattığım zamanlarda sıkıntıdan onun çiçekleriyle konuşurdum. Bir gün hepsine kızmıştım yarın hepiniz açacaksınız bu ne hal yapraklarınız yere bakıyor diye inanılmaz ama gerçek yemin ederim ertesi gün hepsi bir yerinden bir filiz fırtlatmıştı, çiçek açmıştı. O gün bu gündür her varlığın bir dili olduğuna inanırım.
Aranızda hala normal olduğumu düşünen var mı? ;p
Sevgilim aradı beniiii. Ona da küçükken gerçekten bir prenses olduğuma yürekten inandığımı anlatmıştım. Uzak bir krallığın prensesi olduğuma, bizimkilerin gerçek anne ve babam olmadığına, kötü cadının beni bu aileye emanet ettiğine ve bir doğum günümde gerçeğin ortaya çıkacağına adım gibi emindim. Prenses olduğumu test etmek için 40 tane yorgan, battaniye, havlu, çul çaput ne varsa serip üstüne yatmıştım. Altına tabi bezelye tanesi koymuştum. Hissetmeyince de çok üzülmüştüm ama kendimi kandırmıştım "hissediyorum hissediyorum ayy çok batıyor yatamam ben böyle" diye. Sonra babaannem beni bastı "Bu evin hali ne böyle her şeyi dökmüşsün ortaya bir de üstüne çıkmış yatıyor. Babanı ararım alır seni götürür" diyerek tehdit etti. Böyle tehditlere karnım tok oldu her zaman.  "Aaaaraaaaaa" derdim :) Bu da babaannemi daha çok çıldırtırdı. Bir gün de annem çizmelerini getirip karşıma koymuştu "Biraz daha ağlarsan bu çizmeleri giyer giderim" demişti. Ben de kısa ve sade "Git" diyerek ağlamaya devam etmiştim. Kadının yüz hali hala hafızamda :) Allahım ben Frankenstein doğurmuşum dedi sanırım içinden. Bak yine çocukluğuma daldım, çıkamıyorum. Çok malzeme var yarabbim:) Ne anlatacaktım nerelere geldim. Ama eğlendiniz buna eminim. Cem Yılmaz gibi kızım. Konuya nerden girip ne anlattığımı anlamıyorsunuz ama keyifli vakit geçiriyorsunuz. İtiraf edin beni seviyorsunuz... :) Öptüm xoxoxoxoxoxo Ben Meçhul Kız

Hiç yorum yok: