dalında kuruyan genç kızların heba edilen yeteneklerin çürütülen ömürlerin bloguydu ama son anda direkten döndü:)
Didik Didik Et
Salı, Eylül 20
Homini Gırtlak Pufidi Kandil Tumba Yatak
Başlık son günlerdeki hayatımın özetidir. 30-40 TL verip bilgisayarıma format da attırmadım hala. Evden ne blog okuyabiliyorum, ne post yapabiliyorum. Hediye dağıtan blogların bile izleyicisi olamıyorum o derece durumum vahim :) Çok su içiyorum çişimi tutamayacak duruma geliyorum. Gözlerimde alerji ve kuruluk varmış. Doktora gittim kadın diyor ki "herhangi bir görme kusurun yok astigmat yok retinada problem yok sen nasıl okuyamıyorsun?" ama ben hani o çenemizi koyuyoruz merceklerin arasından okumaya çalışıyoruz ya karşıda harfler var ( ne güzel anlattım!) işte orada okuyamıyorum alttaki harfleri birbirine giriyor böyle. En sonunda görme alanı tetkiki yapılmasına karar verdi. Göz sinirlerim soluk ve zayıfmış. Bundan kaynaklı bir problem yaşıyor olabilirmişim. Arayıp randevu verecekler bakalım neler olacak? Zaten en antin kuntin rahatsızlıklar benim bünyemde peydah olur. Üstüne bir de göz alerjisi ve kuruluğu varmış ama onlar damlayla geçecek şeyler. İlaçlarımı aldım. Aaayy bir de ben bloga yazı yazarken angut bir insana dönüşüyorum. Bir de son günlerde çok yemek yiyorum. Yiyecek bir şey bulamazsam ekmeğin arasına limon sıkıyorum zeytinyağı ve kekik döküp öyle yiyorum. Çok güzel oluyor valla:) Saat on olmadan da uyuyorum. Erkek arkadaşım aradığında da uyumuyormuş numarası yapmaya çalışıyorum ama yemiyor "aaa uyudun mu bu saatte sen hadi iyi uykular aşkım" diyip kapatıyor. Paranoya yapıyorum erkenden uyuyorsun tavuk gibi şu anda sevgilin acaba neler yapıyor istediği ovada at koşturabilir sen fosur fosur uyu ruhun duymaz diye şeytan dürtüyor ama bu bile uykumu kaçırmaya yetmiyor; nasıl olduğunu anlamadan geri dalıyorum. Yine rutine bağladım anlayacağınız. Çok sıkılıyorum ben ya:(
Perşembe, Eylül 15
Gitmek mi Zor Kalmak mı Zor?
Döndüümm:) Biliyorum beni merak etmekten geceleri uyuyamadınız ama içiniz müsterih olsun ben gayet iyiyim domuz gibiyim. Bu arada 2 tane izleyicim var beniimm oley yuppi. İşyerinden yazdığım için 2. izleyicimi göremiyorum burda o bağlantı çalışmıyor. İlk izleyicim ise benim canım ciğerim çok sevdiğim Kubilay Sakarya Loves From Fashion. Onu zaten çok beğeniyordum bir de ilk izleyicim olmasıyla hislerim Everest kadar yükseldi. Kendisine bir adet şampanya göndericem ilk takipçim olması şerefine :) Bayramdan sonra tatili uzattım. Sevgilim döndü ama ben dönmedim hahahaaa. Onu gönderip beachlerde, slip mayolu erkeklerle birbirimize çikolatalı çilekler yedirdik. Şaka tabi sürekli bebişime mesajlar gönderdim onu yanımdaymış gibi yaşattım. Ayy tatilim mükemmeldi. Tekneyle de açıldık bir kaç gün aman tanrım hayatımda ilk kez tekneyle bu kadar uzun açıldım. Koy koy gezdim es kaza biraz daha kalsaydım şehir hayatından tümüyle vazgeçip kaşım bıyığım birbirine karışmış, saçlarım deniz suyundan taranmaz hale gelmiş, yüzüm güneşten kırışmış bir halde fedonun kadın şubesi gibi bir deniz insanı olabilirdim. Sayfiye yerlerden birinde güzel şirin bir kafeye sahip olan arkadaşımın yanına gittim. Tatilimin son günlerini onunla geçirdim. Kafe sahibinin arkadaşı olmak havalı bir durummuş baya bir forsum vardı:) Sürekli çay kahve, garsonlar şokolulu abla diyerek hürmet gösteriyorlar, böyle bir götüm kalktı. Hayatımda ilk defa gerçekten dolu dolu, mutlu, istediğim her türlü aktivitiyi gerçekleştirebildiğim bir tatil yaşadım. Çocukken annem hiç bir şeye izin vermezdi zaten ergenliğe girdik yanımda annem babam Bodrum'dayız; ne anladım ben o işten? İçim giderdi o dejenere köpük partilerine, çılgın gençliğe. Muza bile bindirmezdi annem o derece. Ohh artık güç bende :) Mükemmel tatilim bitti ve ben büyükşehire prestijli işimin başına döndüm. İlk günler tabi balyoz gibi çarptı. Şimdi iyiyim alıştım. Bu sabah kustum bu arada bünyem hala nem ve deniz suyu istiyor bence. Evdeki bilgisayarıma da virüs girmiş internete bağlanamıyorum. Sadece ofisten post atabileceğim bir süre. Biliyorum bensizlik çok zor ama dayanın sevgili izleklerim. Bunu da atlatırız biz merak etmeyin :) Blogumu pek özledim gerçekten. Sizleri çok seviyorum. Eğer bu satırları biri okuyorsa ona diyorumki: "YOU WİLL NEVER WALK ALONE" :) mucuk mucuk
Not: Deniz kenarında Twigy'nin üzüm modeli terlikleri var ya baloncuk baloncuk onlardan giydim. İnanılmaz dikkat çekiyor, şık duruyor. Herkes ayaklarıma baktı.
Not: Deniz kenarında Twigy'nin üzüm modeli terlikleri var ya baloncuk baloncuk onlardan giydim. İnanılmaz dikkat çekiyor, şık duruyor. Herkes ayaklarıma baktı.
Perşembe, Ağustos 25
İstiyorum 2
Ne kadar beleşçisin şokolulu demeyin sakın bana ;p Bu ayakkabılar tam benlik çünkü. Çok beğendiğim, izlediğim, kendime benzettiğim tatlı ve yardımsever blogger sevgili Rococosh hediye veriyooorr. Ee bu fırsat kaçırılmaz. Fazla uzun bir zaman kalmadı. Herkes elini çabuk tutsun. En iyi olanımız kazansın :)
Kadınlık Zor Zanaat
Geciktirici kullanmama rağmen regl oluyorum. Sanırım tam geciktiriciyi aldığım gün zaten çoktan başlamıştı kırılma. O yüzden çok engelleyemedi. İnatla devam edeceğim. Biteceksin yarına kadar. Yarın Kadir gecesi ve ben her Kadir gecesi oruç tutarım. Bu benim geleneğim :) Ayy böyle karnımda tarifsiz bir ağrı var. Ayrıca bilgisayarıma virüs bulaştı. Nasıl oldu anlamadım. Saçma saçma siteler açıldı, bir tane adam bağırarak şarkı söylemeye başladı. Korku filmi gibiydi. Bilgisayarı fişten çektim ve kaçtım odadan :) Yazılımdan ve donanımdan da anlarım aslında niye Iphone kullanamayan teknoloji karşıtı insanlar gibi davrandım onu da bilmiyorum.Ah karnım ahh, kadınlık zor zanaat vesselam ..
Çarşamba, Ağustos 24
Başıma Neler Geldi Sana Diyemedim
Şimdi efendim, erkek arkadaşım ve ben uzuun bayram tatilinde aşk tatiline çıkacağız. Her gün ne giyeceğimi, ne takacağımı, saçımı nasıl yapacağımı, saçımı yaparken gerekli olacak alet edevatları, güneşten önce ne süreceğimi, güneşten sonra ne süreceğimi, vs vs her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündüm, planladım. Dün yürürken aşağıda bir şeylerin hop hop oynadığını fark ettim. Kafamı aşağıya doğru çevirdiğimde en az kafam kadar olan memelerimle göz göze geldim. Göğüslerim içi su dolu balon gibi şişmişti. Ey ulu idiot şokolulu, en önemli ayrıntıyı kaçırdın. Regl olacaksın ulan sen! İnsan bir takvime bakmaz mı? Hayır hayır aşk tatilimde başıma gelmemeliydi bu. İş çıkışı, zamanla yarışarak eve en yakın eczaneye kendimi attım. İçeride hanzonun teki vardı. Bir kutu geciktirici, bir adet ağda ve bepanthene krem aldım. Adam yüzüme garip garip baktı. Parmağımda yüzük var mı diye kontrol etti. Beni tasvip etmediğini bana gözleriyle anlattı. Pislik herif, artık geciktirici, ağda ve bepanthene üçlüsüyle aklında beni nasıl bir fanteziye oturttu, neler düşündü bilemiyorum. Ya geri zekalı ademoğlu tatile çıkıyorum ulan ben herhalde kılsız ve yumurtlamıyor olmam lazım. Bepanthene'siz de adım atmam. Nemli cildimi ona borçluyum. Sana oturup bunları açıklamak zorunda da değilim. Kaldı ki üçüyle uçsuz bucaksız bir seks dünyasının kapılarını da açabilirim. Sana ne ulan! İşini yap. Çıkarken de yanlış anlamadıysam kendi kendine " Bunlar nasıl anne olacak." dedi. Delici, öldürücü bakışlar fırlatarak terk ettim o bölgeyi. Hıyar ağasına bak. Anneliğime kadar dil uzattı. Senin anandan daha başarılı olacağım kesin deseydim keşke. Öyle bir anne olurum ki ben bir kere oğğlluummm diye bağıran Fatma Girik benim yanımda nal toplar. Benim en mahremime, hayatımla ilgili çok özel bir konuya, sen nasıl olur da bu kadar burnunu sokup ahkam kesersin? Şerefsiz. İçim içimi yiyerek apartmanın önüne geldim. Bir de ne göreyim bir tane kadın elinde akordeon bizim evin altında romantik romantik müzikler çalıyor. Allahım dedim bu kadar sinirlendim ama beni mükafatlandırdın sonunda sevgilim bana evlenme teklif ediyor. Aval aval suratımda 5 karış bir sırıtmayla erkek arkadaşımı arıyorum etrafta böyle diz çökmüştür diye yerlere bakıyorum. Apartman görevlisinin karısının "Kız da şaşırdı haline bak. Canıımmmm müzisyenler gelmiş para topluyorlar." demesiyle köşeli olan jetonum düştü. İçimdeki sinir ve mutsuzluk hissi sonsuz kere çarpıldı. Bir kere de merdivenlerden çıkarken basamaklarda güller, gül yaprakları görmüştüm. Yine aaaa sevgilim yollarıma güller dökmüş, bunları takip edeceğim sonra karşıma çıkıp bana evlenme teklif edecek diye üçer beşer çıkıyordum komşuyla burun buruna geldim. Kocası, karısının doğum günü olduğu için iş yerine gül demeti göndermiş. O da yukarı taşırken dökmüş. Bir kere de uçaktan indim havaalanından çıkıyorum; Havaş'a doğru gidiyorum ne göreyim? Hani böyle tanımadığın bir ülkeye gidince orada seni bekleyenler vardır. Adını bir levhaya yazar bayan şokolulu gibi mesela seni bekler ya çıkış alanında. İşte öyle çocuğun teki "bayan bilmemne benimle evlenir misin?"yazmıştı. Yanımdaki 100 kilo kız evet evet diyerek koştu sevgilisine sarıldı. Yaaaa işte öyle.
Salı, Ağustos 23
Sevgilim
"Aşkımm, senin en sevdiğin hayvan hangisi?" sorusuna "Kendim" diye cevap veren bir erkek arkadaşım var.
Bir gün spora başlamalıyım diye kendimi yiyip bitiriyorum (tabi teori var pratik yok.) "Aşkım aşkım beni gaza getir bana kötü bir şey söyle." diyorum, çocuk "Aşkım her yerin çok güzel kötü bir yerin yok. "diyor. Ben diretmeye devam ediyorum. Kaşın şokolulu kaşın! "Hayır aşkım bunu benim iyiliğim için yapacaksın hangi bölgemin daha iyi olmasını isterdin lütfen kötüü bir şey söylee." diye ağlıyorum. Sevgilimden gelen cevabı noktasına virgülüne dokunmadan aktarıyorum: " Yani aşkım her yerin güzel de ne bilim göbeğin böyle sallanıyor keşkül gibi, daha sert olabilir." Evet aynen böyle söyledi sayın seyirciler. Göbeğime keşkül dedi ve bunu söylerken suratını ekşitti. Göbeğim gözünün önüne gelince tiksindi mi ne oğlan? Eşşoleşşek. İçime aktı tüm isyanım. Eee kaşınanı kaşıdılar. Ayrıca göbeğim yok lan benim!
Bir gün spora başlamalıyım diye kendimi yiyip bitiriyorum (tabi teori var pratik yok.) "Aşkım aşkım beni gaza getir bana kötü bir şey söyle." diyorum, çocuk "Aşkım her yerin çok güzel kötü bir yerin yok. "diyor. Ben diretmeye devam ediyorum. Kaşın şokolulu kaşın! "Hayır aşkım bunu benim iyiliğim için yapacaksın hangi bölgemin daha iyi olmasını isterdin lütfen kötüü bir şey söylee." diye ağlıyorum. Sevgilimden gelen cevabı noktasına virgülüne dokunmadan aktarıyorum: " Yani aşkım her yerin güzel de ne bilim göbeğin böyle sallanıyor keşkül gibi, daha sert olabilir." Evet aynen böyle söyledi sayın seyirciler. Göbeğime keşkül dedi ve bunu söylerken suratını ekşitti. Göbeğim gözünün önüne gelince tiksindi mi ne oğlan? Eşşoleşşek. İçime aktı tüm isyanım. Eee kaşınanı kaşıdılar. Ayrıca göbeğim yok lan benim!
Falcı Bacı
Biraz önce Türk kahvesi içtim. Pek güzel ve lezzetliydi. Türk kahvesini severim. İçerken de biri selülit yapıyor dedi. Ağzının ortasına geçirecektim. "Uleeeyynn Almanyalı sen Türksün. Bu bizim milli değerimiz. Git Nescafe'yi bokla!!" demek istedim ama demedim. Gözlerimi devirerek "Saçmalamaaa öyle bir durum yok. Türk kahvesi az miktarlarda içildiği için bir zararı olmuyor günde 3 taneye kadar içebilirsin" dedim. Kız da bana gıcık oldu. Türk kahvesini her platformda savunurum arkadaş. Kahvemi içtim. Falımı kapattım. Bir de güzel çıkmıştı ki sormayın. Böyle bütün sıkıntılarımı attığım ferah feza bir faldı. Keşke resmini çekseydim siz de bana yorumlasaydınız. Bunu deneyeceğim:) O fal öyle ziyan oldu bakamadım baktıramadım. Geçenlerde bir falcıya gittim ev arkadaşımla. Kadın hayatımdaki her şeyi ve tüm kişiliğimi bildi. Belki de kendimi buna inandırmak istiyorum çünkü evleneceksiniz erkek arkadaşınla dedi:) O kadar tarih sordum söylemedi sabret dedi sarı gacı. Kıssadan hisse, Türk kahvesi içtikten sonra mutlaka ve mutlaka su için. Kahve vücuttan su çekermiş bebekler yani işte su çekmek ne demekse onu da anlamadım:) Siz su için demek ki bu meret vücudu susuz bırakıyor. Vücudunuzdan nem, cüzdanınızdan para, internet geçmişinizden bu blog eksik olmasın. Esen kalın. Mucuk mucuk
Jeep'im Var Ama Mutsuzum
Tabi ki benim jeepim yok :) Bir dostuma ayrıldığı sevgilisi "xxxx, senden ayrıldıktan sonra hayatımda çok şey değişti. Jeep'im bile var ama mutsuzum" demişti. Salağın mutluluk kriterine bak zaten. Sen benim dostumu harcamışsın, bizim grubun ahını almışsın, Ukrayna'ya dahi gitsen artık fayda gelmez senden heheyytt oğlum.
Eevvett sevgili okurlarım,
Bugün sağlığım çok daha iyi. Sabahın köründe kalktım işime geldim. İnsani yaşama saatlerinin dışında bir saatte uyanıp işime geliyorum. (Aayy tam şu anda sağ ayağımın altı bir kaşınıyor anlatamam. Dayanamadım çıkardım ayakkabıyı kaşıdım :)) Madonna gibi erken kalkıyorum. Pek tabii onun gibi pilatesle güne başlamıyorum. Ben daha çok dolabın önünde 20 dakika aval aval bakarak ne giyeceğimi düşünerek beyin jimnastiği yapıyorum. İyi bir huyum var tabi kahvaltıda yeşillik yiyorum. Maydanoz, nane ne varsa sabahları ilk iş olarak yeşillik yerim. Pekmez içerim bir kaşık. Çok faydasını görüyorum hem kan değerlerim, demirim yüksek hem de metabolizmam gayet hızlı çalışıyor. Servisi hiç kaçırmam saatinde yalı kazığı gibi dikilerek şirin beyaz servisimi beklerim. Beklerken yan tarafımda olan heybetli ağaçla konuşurum. Evet ağaçlarla konuşuyorum, onlara iltifat ediyorum. Ağaçlar da kendi aralarında konuşurlar bir nevi bir titreşim yayarlar. Ben beni de anladıklarını düşünerekten bir iki kelam ediyorum. Ayrıca küçükken yine babaannemden tırlattığım zamanlarda sıkıntıdan onun çiçekleriyle konuşurdum. Bir gün hepsine kızmıştım yarın hepiniz açacaksınız bu ne hal yapraklarınız yere bakıyor diye inanılmaz ama gerçek yemin ederim ertesi gün hepsi bir yerinden bir filiz fırtlatmıştı, çiçek açmıştı. O gün bu gündür her varlığın bir dili olduğuna inanırım.
Aranızda hala normal olduğumu düşünen var mı? ;p
Sevgilim aradı beniiii. Ona da küçükken gerçekten bir prenses olduğuma yürekten inandığımı anlatmıştım. Uzak bir krallığın prensesi olduğuma, bizimkilerin gerçek anne ve babam olmadığına, kötü cadının beni bu aileye emanet ettiğine ve bir doğum günümde gerçeğin ortaya çıkacağına adım gibi emindim. Prenses olduğumu test etmek için 40 tane yorgan, battaniye, havlu, çul çaput ne varsa serip üstüne yatmıştım. Altına tabi bezelye tanesi koymuştum. Hissetmeyince de çok üzülmüştüm ama kendimi kandırmıştım "hissediyorum hissediyorum ayy çok batıyor yatamam ben böyle" diye. Sonra babaannem beni bastı "Bu evin hali ne böyle her şeyi dökmüşsün ortaya bir de üstüne çıkmış yatıyor. Babanı ararım alır seni götürür" diyerek tehdit etti. Böyle tehditlere karnım tok oldu her zaman. "Aaaaraaaaaa" derdim :) Bu da babaannemi daha çok çıldırtırdı. Bir gün de annem çizmelerini getirip karşıma koymuştu "Biraz daha ağlarsan bu çizmeleri giyer giderim" demişti. Ben de kısa ve sade "Git" diyerek ağlamaya devam etmiştim. Kadının yüz hali hala hafızamda :) Allahım ben Frankenstein doğurmuşum dedi sanırım içinden. Bak yine çocukluğuma daldım, çıkamıyorum. Çok malzeme var yarabbim:) Ne anlatacaktım nerelere geldim. Ama eğlendiniz buna eminim. Cem Yılmaz gibi kızım. Konuya nerden girip ne anlattığımı anlamıyorsunuz ama keyifli vakit geçiriyorsunuz. İtiraf edin beni seviyorsunuz... :) Öptüm xoxoxoxoxoxo Ben Meçhul Kız
Eevvett sevgili okurlarım,
Bugün sağlığım çok daha iyi. Sabahın köründe kalktım işime geldim. İnsani yaşama saatlerinin dışında bir saatte uyanıp işime geliyorum. (Aayy tam şu anda sağ ayağımın altı bir kaşınıyor anlatamam. Dayanamadım çıkardım ayakkabıyı kaşıdım :)) Madonna gibi erken kalkıyorum. Pek tabii onun gibi pilatesle güne başlamıyorum. Ben daha çok dolabın önünde 20 dakika aval aval bakarak ne giyeceğimi düşünerek beyin jimnastiği yapıyorum. İyi bir huyum var tabi kahvaltıda yeşillik yiyorum. Maydanoz, nane ne varsa sabahları ilk iş olarak yeşillik yerim. Pekmez içerim bir kaşık. Çok faydasını görüyorum hem kan değerlerim, demirim yüksek hem de metabolizmam gayet hızlı çalışıyor. Servisi hiç kaçırmam saatinde yalı kazığı gibi dikilerek şirin beyaz servisimi beklerim. Beklerken yan tarafımda olan heybetli ağaçla konuşurum. Evet ağaçlarla konuşuyorum, onlara iltifat ediyorum. Ağaçlar da kendi aralarında konuşurlar bir nevi bir titreşim yayarlar. Ben beni de anladıklarını düşünerekten bir iki kelam ediyorum. Ayrıca küçükken yine babaannemden tırlattığım zamanlarda sıkıntıdan onun çiçekleriyle konuşurdum. Bir gün hepsine kızmıştım yarın hepiniz açacaksınız bu ne hal yapraklarınız yere bakıyor diye inanılmaz ama gerçek yemin ederim ertesi gün hepsi bir yerinden bir filiz fırtlatmıştı, çiçek açmıştı. O gün bu gündür her varlığın bir dili olduğuna inanırım.
Aranızda hala normal olduğumu düşünen var mı? ;p
Sevgilim aradı beniiii. Ona da küçükken gerçekten bir prenses olduğuma yürekten inandığımı anlatmıştım. Uzak bir krallığın prensesi olduğuma, bizimkilerin gerçek anne ve babam olmadığına, kötü cadının beni bu aileye emanet ettiğine ve bir doğum günümde gerçeğin ortaya çıkacağına adım gibi emindim. Prenses olduğumu test etmek için 40 tane yorgan, battaniye, havlu, çul çaput ne varsa serip üstüne yatmıştım. Altına tabi bezelye tanesi koymuştum. Hissetmeyince de çok üzülmüştüm ama kendimi kandırmıştım "hissediyorum hissediyorum ayy çok batıyor yatamam ben böyle" diye. Sonra babaannem beni bastı "Bu evin hali ne böyle her şeyi dökmüşsün ortaya bir de üstüne çıkmış yatıyor. Babanı ararım alır seni götürür" diyerek tehdit etti. Böyle tehditlere karnım tok oldu her zaman. "Aaaaraaaaaa" derdim :) Bu da babaannemi daha çok çıldırtırdı. Bir gün de annem çizmelerini getirip karşıma koymuştu "Biraz daha ağlarsan bu çizmeleri giyer giderim" demişti. Ben de kısa ve sade "Git" diyerek ağlamaya devam etmiştim. Kadının yüz hali hala hafızamda :) Allahım ben Frankenstein doğurmuşum dedi sanırım içinden. Bak yine çocukluğuma daldım, çıkamıyorum. Çok malzeme var yarabbim:) Ne anlatacaktım nerelere geldim. Ama eğlendiniz buna eminim. Cem Yılmaz gibi kızım. Konuya nerden girip ne anlattığımı anlamıyorsunuz ama keyifli vakit geçiriyorsunuz. İtiraf edin beni seviyorsunuz... :) Öptüm xoxoxoxoxoxo Ben Meçhul Kız
Pazartesi, Ağustos 22
Kafa Tatili
İş yerindeki doktor bana rapor verdi. Dinlenmem gerekiyormuş. Hastayım dostlarım :( Mal gibi yatakta uzanıyorum. Üşüttüm. Böyle durumlarda Starbucks' taki Chai Tea Latte adlı zımbırtı içecek çok iyi geliyor bana size de tavsiye ederim. Bir de kolonya. Tüm eklem yerlerime döküyorum, kokusunu içime çekiyorum. Siz siz olun kendinize çok iyi bakın. Kimseden bir tane daha yok. Özellikle de biz kadınların kendimize ekstra daha iyi bakması gerekiyor.Çünkü her zaman her şeye yetişmemiz gerek ya ruh hastası yaratıklar olarak hep daha iyi olmamız gerek ya. Bu tempoya can mı dayanır? Hayatı oluruna bırakmalı, yavaşlamalıyız ve kendimizi baş tacı etmeliyiz. Ben mesela yıllardır asitli hiç bir şey tüketmiyorum, sigara içmiyorum, sağlıklı beslenmeye gayret ediyorum. Canımı hiç bir şeye sıkmamaya çalışıyorum stresten kaçıyorum en büyük derdim evde kalma sorunsalım :) Onunla da dalga geçiyorum. Sütünüzü yoğurdunuzu eksik etmeyin sonra kemik erimesinden iyice ufalıp genç nesilin bacak boyuna bile erişemezsiniz benden söylemesi. Bir de lütfeenn ZEYTİNYAĞI kullanın yemeklerde. Ben her yemekte zeytinyağı kullandığım gibi saçıma ve yüzüme de sürüyorum. Ne kadar faydalı olduğunu anlatmaya benim lügatım yetmez. Cildim pırıl pırıl saçlarım belimde. Sağlığım da gayet iyi sayılır. Salaklık yapıp dün camı açıp yatmasaydım daha iyi olacaktım:) Sizi seviyorum. Sağlıklı yaşam tüyolarım devam edecek. Ben biraz uyuyayım.
Nefis bu çekiyor
Ben de ne giydim postları yapmak istiyorum. Haftasonu kombinim diye resimlerimi yüklemek istiyorum ama yapamam:( Asla ve asla deşifre olmamalıyım. Belki kafama kese kağıdı takar bir şeyler yaparım sizin için :D
İstiyorum
Arkadaşlar,
Bu elbiseyi istiyorum. Çok beğendim ve eminim benim olacak; hissediyorum. Mkblconcept'in hediyesi. Geçen gün Vipdukkan'da da görüp çok beğenmiştim ve alsam mı diye düşünmüştüm. Benim kısmetimmiş biliyorum o gelip beni bulacak.
Bu elbiseyi istiyorum. Çok beğendim ve eminim benim olacak; hissediyorum. Mkblconcept'in hediyesi. Geçen gün Vipdukkan'da da görüp çok beğenmiştim ve alsam mı diye düşünmüştüm. Benim kısmetimmiş biliyorum o gelip beni bulacak.
Cuma, Ağustos 19
Clementine
Ben bu çizgi filmi ne zaman hatırlasam yüreğim daralıyor, içim sıkılıyor. Bence, bu animasyon gelecek nesillerin ruh sağlığını etkilemek için hazırlanmış bir komplo. Ayy müziği bile kulaklarımda. Hüzünlü, donuk, salak Clementine kötülerle çarpışırdı. Ateşten pislik yaratık her gece onu öldürmeye gelirdi. Bir de buzlar kraliçesi bir abla vardı balon içinde gelirdi bir anda. Clementine de balonun içine girerdi uçardı bunlar. Clementine babasını mı arıyordu mutluluğu mu arıyordu oraları hatırlamıyorum tek bildiğim şu anda bile sinirlerimin bozulduğu ve gerildiğim. Fransız filmlerini de sevmem zaten filmleri ne ki çizgi filmleri ne olsun? Eiffel başınızda paralansın emi Fransız animasyoncuları. Kaç yaşına geldim hala benim psikolojimi sarsabiliyorsunuz.
Neyse ki güzel çizgi filmler de vardı. Bir tane hatırlıyorum galiba sadece ben hatırlıyorum. İnterneti de araştırdım. Hiç bir bilgi bulamadım. Trt'de yayınlardı Japon yapımı. Bir tane küçük kahküllü dahi bir kız vardı. Bu kız mucitti, robotlar yapıyordu. Yanında da bir robotu vardı en sadık dostu. İkisinin maceralarını anlatan bir çizgi filmdi. Çok güzeldi. Kızın adı neydi hiç hatırlamıyorum. Aranızda bilen, hatırlayan çıkarsa insanlık namına benimle de paylaşsın. Yoksa kendimden şüphelenmeye başlayacağım. Kime anlattıysam bir fikri yok. Bilinç altım bana oyun mu oynuyor acaba o küçük kız benim hayali oyun arkadaşım mıydı acaba? :D
Neyse ki güzel çizgi filmler de vardı. Bir tane hatırlıyorum galiba sadece ben hatırlıyorum. İnterneti de araştırdım. Hiç bir bilgi bulamadım. Trt'de yayınlardı Japon yapımı. Bir tane küçük kahküllü dahi bir kız vardı. Bu kız mucitti, robotlar yapıyordu. Yanında da bir robotu vardı en sadık dostu. İkisinin maceralarını anlatan bir çizgi filmdi. Çok güzeldi. Kızın adı neydi hiç hatırlamıyorum. Aranızda bilen, hatırlayan çıkarsa insanlık namına benimle de paylaşsın. Yoksa kendimden şüphelenmeye başlayacağım. Kime anlattıysam bir fikri yok. Bilinç altım bana oyun mu oynuyor acaba o küçük kız benim hayali oyun arkadaşım mıydı acaba? :D
Seviyorum
Alttaki postu yazdıktan sonra düşündüm. Nefret çözüm değil. O yüzden herkesi sevmeye karar verdim:) Herkesi, her şeyi seviyorum. Bir farkım olmalı karşı taraftan. Her şeyi anlamalıyım. Beni ve ötekini. Vıcık vıcık sevgi muskası, sosyal ortam kelebeği olmayı kast etmiyorum tabi. Öyle tiplerden nefret ederim hahahaaa. Severim severim herkesi severim. En azından denerim. Sorarım soruştururum "Bu niye böyle hayatımın belli bir dönemi diğer insanlar da bana bu gözle bakmış olabilir mi *"derim. Ah ahh uzun bu işler derin bu işler. Kalbinizden sevgiyi çıkarmayın.
babasını da sevmezdim
Böyle sabit fikirli, mal, kendi fikrini evrenin değişmez yasalarından sayan insanlardan hiç haz etmem. Bu ülkede de fazlasıyla mevcut. Onlar var diye ülkemden vazgeçmem. Az açılın öteye. Babanızın malı mı? Gün gelir devran döner ben de sizin kıçınıza tekmeyi basarım. Zaten hepimiz uzaylıyız bir yerde:)
Çarşamba, Ağustos 17
Lokumum
Öyle her erkeği beğenmem ama bu başka. Bu benim bonibonum. Ömrümde bu çocuk gibisini görmedim. Valla ayakkabısından şampanya içerim; tüm servetimi noter huzurunda bu çocuğa hibe ederim. Yavrum benim. Adı Fredrik Ljungberg. Baş başa kaldığımızda ben ona kuzu diyorum :) İsveçli. Futbolcu. Sporcuları pek sevmem ama tabi Fredrik karpuz da satsa onu evimin direği yaparım. Duy sesimi Fredrik. Türkiye'ye gel misafirim ol. Google'a siz bu kuzunun adını yazıp bir arattırın bakalım sevgili bayanlar. Çıkan görseller karşısında herhalde benim için üç kulhu bir elham okursunuz. Göz banyosu yaptırıyorum size :) Erman Toroğlu ne demiş hıyardan modadan ve kadından anlarım. Ben de diyorum ki şokolulu olarak biber dolmasının, modanın ve erkeklerin ilminin üniversitede hocalığını yaparım. O kadar :)
(Sevgiliimmm hayal bunlar hayal bebeğim. Benim gözüm senden başka erkek görmüyor inan karşıma gelse önüme bakar yürür giderim.)
(Sevgiliimmm hayal bunlar hayal bebeğim. Benim gözüm senden başka erkek görmüyor inan karşıma gelse önüme bakar yürür giderim.)
Salı, Ağustos 16
Alışveriş Listem/ Eksiklerim- Alacaklarım
Hep unutuyorum. Buraya yazarsam aklımda kalır, beynimde yer eder iyice. Böylelikle alışverişe çıkıp bir tek ihtiyacım olan şey hariç eli kolu eve döndüğüm günler de tarihe karışır. umuyorum öyle olur. eeveett gelelim eksiklerime ihtiyaçlarıma
1) Kahverengi tayt (metalik renkte taytlar da aynı zamanda bronz, lame,dore)
2) Önümüz kış malum çizmelerimin hepsi topuklu yürüyemiyorum bazı yerlerde kahverengi düz taban çizme
3) Büyük kocaman siyah çanta- gri çanta
4) Renk renk uzun hırkalar
5) Eve sevgilim ya da önemli bir şahıs geldiğinde kapıcı kızı görüntümü yok edecek güzel kaliteli bir eşofman altı
6) Sevgilimle fingirdediğim günlerde yatarken giyeceğim hem seksi hem şirin şık bir pijama takımı. (oysho'dan alacağım)
7) Odama büyük güzel bir ayna. Kendimi uzun uzun seyretmeliyim :)
8) Trençkot
9) Maksi elbise
10) Kot gömlek
11) Manikür seti
1) Kahverengi tayt (metalik renkte taytlar da aynı zamanda bronz, lame,dore)
2) Önümüz kış malum çizmelerimin hepsi topuklu yürüyemiyorum bazı yerlerde kahverengi düz taban çizme
3) Büyük kocaman siyah çanta- gri çanta
4) Renk renk uzun hırkalar
5) Eve sevgilim ya da önemli bir şahıs geldiğinde kapıcı kızı görüntümü yok edecek güzel kaliteli bir eşofman altı
6) Sevgilimle fingirdediğim günlerde yatarken giyeceğim hem seksi hem şirin şık bir pijama takımı. (oysho'dan alacağım)
7) Odama büyük güzel bir ayna. Kendimi uzun uzun seyretmeliyim :)
8) Trençkot
9) Maksi elbise
10) Kot gömlek
11) Manikür seti
İpekyol
Geçen gün alışveriş merkezlerinde sürteyim alışveriş yapayım dedim. İpekyol'a girdim girmez olaydım. sinir sistemim harap oldu. İndirimdekiler hep dandik ve büyük bedenleri kalmış. Sezondakiler ise çok pahalı. her şeyi bokladım ama nasıl içim gitti. hele turuncu yıldızlı bir kazak vardı. hatta geçenlerde bir hollywood artisti çok benzerini giymişti yaz günü angut. resmini bulunca yüklerim. aaaaaaaaa öldüm bittim bittim ben. çok beğendim ama o kadar para vermem. zaten indirimde leş yiyiciler çörekleniyor kıyafetler fahişe oluyor herkesin üzerinde. İpekyol'un malı çok ayağa düşüyor gerçekten. bir de o sezondaki fiyatlara hiç de o kadar kaliteli değiller görsellik on numara ama kalite sıfır. hiç öyle kaç sezon geçiren çivi gibi bir İpekyol kıyafetim olmadı. hep ağızları yüzleri kaydı. abiyede zaten direk piştisin birinin düğününde. bir de mağazada spot ışıkların altında inanılmaz tarz ve göz alıcı görünürken eve gelince çıtçıtları çıkmış makyajı silinmiş kız gibi kalıyor gözümde. hiçbir şeyime uydurup da bir kombin yapamıyorum. o yüzden kendimi tuttum gelme kızım bu oyuna dedim sen mi büyüksün ben mi ey İpekyol bir gün seni satın alacağım dedim ve imkansızı başardım ellerim bomboş gözümde yaşlarla terk ettim mağazayı.
Not: Yıldız deseni bu sezon çok moda onu anladık da herkesin üstünde görünce boku çıkmıyor mu? size de öyle gelmiyor mu bir şeyi pazar malı haline getirmekte üstümüze yok sanki renk ya da belli bir tarz moda olunca o kadar değil de bir desen bir sembol moda olunca iyice ayağa düşüyor ve diğer sezon ben hiç giymek istemiyorum kusasım geliyor. Yıldıza da aynı şey olacak galiba. O yüzden yıldızlı kıyafet almayacağım. belki aksesuar alabilirim:)
işte bahsi geçen kazak
Not: Yıldız deseni bu sezon çok moda onu anladık da herkesin üstünde görünce boku çıkmıyor mu? size de öyle gelmiyor mu bir şeyi pazar malı haline getirmekte üstümüze yok sanki renk ya da belli bir tarz moda olunca o kadar değil de bir desen bir sembol moda olunca iyice ayağa düşüyor ve diğer sezon ben hiç giymek istemiyorum kusasım geliyor. Yıldıza da aynı şey olacak galiba. O yüzden yıldızlı kıyafet almayacağım. belki aksesuar alabilirim:)
işte bahsi geçen kazak
eşelersen neler çıkar
Heyo,
Bugün sabah yataktan kalkamadım ya. Her yerim kırılıyor gibiydi. Şu anda da kalas gibi oturuyorum pc karşısında. İş yapasım yok. İffet'in de dizisini çekmişler. Biz bir nesil olarak İffet'in film halini sindirememiştik ki bir de dizisi çıktı. Daha küçücük masum bir sabiydim o malum sahneyi gördüğümde. Beynimde şimşekler çakmıştı. N etkilendim yarabbim! Orda cinsellikle ve erkeklerin güvenilmezliğiyle tanıştım. Gündüz kuşağında, ulusal bir kanalda o filmin hiç yayınlanmaması gerekirdi. Ciddiyim! Erkeklerde de sapkınlığa yol açmış olabilir. Ah iffet ah sen bir dönem çocukluğuna, ergenliğine neler ettin :p Diziler sadece komedi olsun ya da romantik komedi ve mutlu sonla bitsin hep. Başka türlü dizi istemiyorum. Her güne dizilsinler. Bizim de her günümüzün bir anlam ve önemi olsun. Çocukluğum demişken aklıma babaannem geldi sayın seyirciler. ahh o ne kadındır o hükümet gibi ama Nazi hükümeti. Evlenememin sebebi bir iffet iki babaannem. Hayatını etkilediği hiç kimseyi istediği sevdiği kişiyle evlendirmedi zaten herkesin arasına kara çalı gibi girdi. Yok o kız sosyetik o kız mini giydi o oğlan esmer bu çocuk hovarda diye halalarımın ve amcalarımın aşk hayatlarını bitirdi. Onlar da gitti saçma evlilikler yaptı. Babaannem de hali hazırda damat ve gelinlerinden nefret etmekle meşgul. Bazen onun bu acımasızlığının benden çıktığını düşünüyorum. O kadar genç kız ahı aldı ki, beni de istenmeyen gelin ilan etmişti bir erkek arkadaşımın ailesi. Babaanne her şey senin hatan! Dede koruk çalar torunun dişi sızlar demişler. Evrenin karma yasası var, ilahi adalet mekanizması var. Ben masumdum daha küçüktüm o zamanlar hiç bir suçum yoktu bak benden çıktı tüm kötülüklerin:) Aslında iyi kadındır, komiktir. O da öyle görmüş sevmeyi hiç bilmemiş, tatmamış diyerek onu affetmeye çalışıyorum.Sonuçta benim babaanem. Kendisi babamı doğurmasaydı ben de bu dünya üzerinde olmayacaktım şu anda bu ekrana bu satırları yazamayacaktım. Allahım çocukken beni çıldırtırdı. Hep evden kaçardım. Beni sokağa salmazdı, denize girmeme izin vermezdi hatta Pamukkale'de suya ayağımı sokmama bile izin vermedi. Sebebi su çok güçlü akabilir ve beni alıp götürebilirmiş:))) Böyle babaannenin böyle torunu. Daha neler var ya bir anlatsam seri roman çıkarırım. Babaannemin bir de annesi vardı 105 yaşına kadar yaşadı. Ooo çifte kabus ikiz bela. Dirlik bırakmazlar valla sabahın beşinde dedikoduya başlarlardı onun gelini sigara içiyormuş onun gelini hazır çocuk bezi kullanıyormuş avratlık kolay olmuş herkes namussuz bizden iyisi yok der işin içinden çıkarlardı. Siz yatın kalkın şükür namazı kılın ya benim yerimde olsaydınız. Allahım ben de onlar gibi olabilirdim. En azından savunma kalkanları geliştirdim bunu o yaşta bile akıl ettim ve tam zıtları oldum. Thank goodness:)) Babaannemi tuttum:) Kendisinin maceralarını anlatacağım sürekli. Hiç sıkılmayacaksınız. Bu daha girizgahtı neler var neler...
Bugün sabah yataktan kalkamadım ya. Her yerim kırılıyor gibiydi. Şu anda da kalas gibi oturuyorum pc karşısında. İş yapasım yok. İffet'in de dizisini çekmişler. Biz bir nesil olarak İffet'in film halini sindirememiştik ki bir de dizisi çıktı. Daha küçücük masum bir sabiydim o malum sahneyi gördüğümde. Beynimde şimşekler çakmıştı. N etkilendim yarabbim! Orda cinsellikle ve erkeklerin güvenilmezliğiyle tanıştım. Gündüz kuşağında, ulusal bir kanalda o filmin hiç yayınlanmaması gerekirdi. Ciddiyim! Erkeklerde de sapkınlığa yol açmış olabilir. Ah iffet ah sen bir dönem çocukluğuna, ergenliğine neler ettin :p Diziler sadece komedi olsun ya da romantik komedi ve mutlu sonla bitsin hep. Başka türlü dizi istemiyorum. Her güne dizilsinler. Bizim de her günümüzün bir anlam ve önemi olsun. Çocukluğum demişken aklıma babaannem geldi sayın seyirciler. ahh o ne kadındır o hükümet gibi ama Nazi hükümeti. Evlenememin sebebi bir iffet iki babaannem. Hayatını etkilediği hiç kimseyi istediği sevdiği kişiyle evlendirmedi zaten herkesin arasına kara çalı gibi girdi. Yok o kız sosyetik o kız mini giydi o oğlan esmer bu çocuk hovarda diye halalarımın ve amcalarımın aşk hayatlarını bitirdi. Onlar da gitti saçma evlilikler yaptı. Babaannem de hali hazırda damat ve gelinlerinden nefret etmekle meşgul. Bazen onun bu acımasızlığının benden çıktığını düşünüyorum. O kadar genç kız ahı aldı ki, beni de istenmeyen gelin ilan etmişti bir erkek arkadaşımın ailesi. Babaanne her şey senin hatan! Dede koruk çalar torunun dişi sızlar demişler. Evrenin karma yasası var, ilahi adalet mekanizması var. Ben masumdum daha küçüktüm o zamanlar hiç bir suçum yoktu bak benden çıktı tüm kötülüklerin:) Aslında iyi kadındır, komiktir. O da öyle görmüş sevmeyi hiç bilmemiş, tatmamış diyerek onu affetmeye çalışıyorum.Sonuçta benim babaanem. Kendisi babamı doğurmasaydı ben de bu dünya üzerinde olmayacaktım şu anda bu ekrana bu satırları yazamayacaktım. Allahım çocukken beni çıldırtırdı. Hep evden kaçardım. Beni sokağa salmazdı, denize girmeme izin vermezdi hatta Pamukkale'de suya ayağımı sokmama bile izin vermedi. Sebebi su çok güçlü akabilir ve beni alıp götürebilirmiş:))) Böyle babaannenin böyle torunu. Daha neler var ya bir anlatsam seri roman çıkarırım. Babaannemin bir de annesi vardı 105 yaşına kadar yaşadı. Ooo çifte kabus ikiz bela. Dirlik bırakmazlar valla sabahın beşinde dedikoduya başlarlardı onun gelini sigara içiyormuş onun gelini hazır çocuk bezi kullanıyormuş avratlık kolay olmuş herkes namussuz bizden iyisi yok der işin içinden çıkarlardı. Siz yatın kalkın şükür namazı kılın ya benim yerimde olsaydınız. Allahım ben de onlar gibi olabilirdim. En azından savunma kalkanları geliştirdim bunu o yaşta bile akıl ettim ve tam zıtları oldum. Thank goodness:)) Babaannemi tuttum:) Kendisinin maceralarını anlatacağım sürekli. Hiç sıkılmayacaksınız. Bu daha girizgahtı neler var neler...
moorr da bir renktir
ahahaaaa noldu bir gün sonra hemen yazınca şaşırdınız değil mi olmayan okurlarım? ben ne okurlar sevdim henüz yoktular. ama şimdi size varmış gibi davranıyorum evrene mesaj gönderiyorum o da sizi mevcut algılayıp bana milyon tane izlekler gönderecek. bu arada 1 izleyici var diyor kim olduğunu görmek istiyorum basıyorum ama göstermiyor. galiba yok. ya da izledi sonra vazgeçti. geri dön geri dön ne olur geri dön uzanıp tutuver elimi ne olur geriiiiiii döönn bebeğim. varsa da hoş geldin safa geldin safalaarrrrrr getirdinizzzzz safaaaa geldiniiiiiiiizzzzzzzzzzzz dostlaaaaaaaaarrrrrrrrr!!!!!!!!!!!!!! en önemli şeyim her şeyim sensin sevgili ilk izleyicim. seni çok seviyorum. gelelim bana. nihayet istihdam edildim. ben işe başladım. dolgun ücretle prestijli bir yerde taşaklı bir konumda ssklı olarak çalışıyoruumm. iş güzel, ben de verimli ve etkili bir çalışanım. valla ordan oraya koşuyorum ayağımda 5 m. topuklularım ve ben. annemle aram iyi. sevgilimle aram iyi kabarmış mükemmel bir sufle. lakin bu süt liman durum sizi yanıltmasın zira hala EVLENEMEDİM. en önemli mesele hala çözülemedi. artık o kadar bunaltmıyorum erkek arkadaşımı içime gömdüm genç kızlık hayallerimi, tüllü duvakları, çeyiz sandığımı. ben sustum bu sefer o ciddi ciddi bahsetmeye başladı. parmakta yüzük var mı kızım konuş konuş nereye kadar derseniz hayır yüzük parmaklarım konya ovası gibi dümdüz boş. şu anda bunları yazarken yanıma bir iş arkadaşım geldi aynı yaştayız ve hamileymiş. göbeğini burnuma soktu. bana kaderimiiiiinnn bir oyunu muuu buuuuuuu? ben burada ne yazıyorum yanıma hamile karı geliyor. gerçekten hiç iyi değil durumum. her sabah kalkıyorum bugün de evli değilim diyorum. kafam 24 saat bu konu üzerinde çalışıyor. uyuyorum rüyamda görüyorum. neyse Ayşe Özyılmazel'in evliliği yüreğime su serpti. o da evlenmek için kıçını yırtıyordu sonunda kocayı kaptı. bir de yazmış köşesinde yok eskiden korkuyordum evlilikten aman ne güzel şeymiş. Ayşe gözünü seveyim yeme bizi. radarlarını açmış koca arıyordun sevgili arıyordun. sonunda zarlar çift geldi. ömür billah evlenemem evleneyim hadi oley dedin. seni yargılamıyorum aksine bu durumun bana benziyor ama kendini daha farklı göstermeye çalışma olmuyor sırıtıyor. Ayşe Özyılmazel de beni çok taktı bu yorumlarımdan dolayı hayata küstü eminim :) kafayı işte bu konuyla bu kadar bozduğum için dışarıdan çok iyi görünmeme rağmen içerden yıkım başladı. her an beynimde o ses: "yaş geçiyor bu çocukla da daha nereye kadar çıkacaksın herkes yuvasını kurdu. evlenmenin zamanı geldi" çok yıprandım valla billa ömür geçmiyor böyle. en sonunda İlhan Uçkan'ın kapısına çadır kuracağım gözünü seveyim beni evlendir taktik ver evin tapusunu senin üzerine yapayım diye. işte ben bu derece kendimi zorladığım ve muhtaçlık sinyali verdiğim için de bu iş olmuyor da olmuyor. sağlıklı düşününce olayların hiç de kötü olmadığını ve gayet mutlu olduğunu görüyorum. işte o sağlıklı düşünme kısmı da her zaman olmuyor:) kendimin farkındayım tedavi ediyorum. psikolojik yardım bile alabilirim bu konuda gerçekten normal insanlıktan çıktım çünkü. bu blog da bunun en güzel göstergesi değil mi zaten :D ben böyle de kendimi seviyorum taaaamm mıı beni bu hale getiren erkekler ve Türk toplumu utansın. yalnız değilim ben. arkamda milyonlarca muzdarip kız var. canımızı sıkmayın evde kalmış kız gücü beter bir şeydir. yıllarının acısını alırız sizden.doğru zamanda doğru insanla evleneceğim ulaaaaan ben ahanda yazdım buraaya. karnımda bebemle bu satırları tekrar okuyup güleceğim. o zaman da size ööğğkk midem bulanıyor bu hamilelik zor bir şeymiş 3. ayında sizi bu semptomlar bekliyor postları yapacağım. hamile modasını anlatacağım. uzadı bu post. baktım doğru düzgün bir halt da anlatmamışım:) bunu bitirip bir yenisiyle karşınızda olacağım. arkası bugün
Pazartesi, Ağustos 15
Dönüşüm muhteşem olacak
Kıymetlilerim, izleklerim,
Bebeksiler biliyorum yanıp tutuştunuz bu kız ne yaptı ne etti diye:) merak etmeyin efendim bir geldim pir geldim. bir daha hiç çıkmamak üzere giriyorum hayatlarınıza. geçen süre içinde neler yaptığımı en ince ayrıntılarına kadar anlatacağım. bilmenizi isterim ki artık depresif değilim şakşakşakşakşak. çooook çookk daha iyiyim. her şey güzel daha da güzel olacak. zenginim, güzelim, aşk içinde yüzüyorum. kafamı toparlayabildim. zannetmeyin ki şımardım. hala o eski kınalı yapıncak kızım. paris'e de gitsem köylü ruhumu kaybetmem. şokolulu paris'te:) kafamda büyük şapkamla uçaktan indiğimi hayal ettim bir an. uzun lafın kısası hala aynı beyin hücrelerimle ama daha pozitif daha aklı selim ve çok daha iyi sağlam bir şekilde geri döndüm. bundan sonra sevgili blogumda her şeyimi paylaşacağım. gerek moda gerek yemek gerek benim beyinsizliklerim, hayata dair tecrübelerim hayatımda ne varsa burada da olacak. sadece tek bir kesit değil tüm hayatım vaaoovvv çok havalı durdu yazınca. sanki rock starım da:)) yalnız olmadığınızı hissetmek ve bana hissettirmek isterseniz gelin birlik olalım gelin kardeş olalım. ahahahahaaa. ben hep buradayım efendim. ne zaman isterseniz e-posta kutumu yağmura tutabilirsiniz. emin olun cevap vereceğim sizlere hizmet için varım:) muaahh en kısa zamanda hayatımdaki gelişmeleri anlatacağım.
Bebeksiler biliyorum yanıp tutuştunuz bu kız ne yaptı ne etti diye:) merak etmeyin efendim bir geldim pir geldim. bir daha hiç çıkmamak üzere giriyorum hayatlarınıza. geçen süre içinde neler yaptığımı en ince ayrıntılarına kadar anlatacağım. bilmenizi isterim ki artık depresif değilim şakşakşakşakşak. çooook çookk daha iyiyim. her şey güzel daha da güzel olacak. zenginim, güzelim, aşk içinde yüzüyorum. kafamı toparlayabildim. zannetmeyin ki şımardım. hala o eski kınalı yapıncak kızım. paris'e de gitsem köylü ruhumu kaybetmem. şokolulu paris'te:) kafamda büyük şapkamla uçaktan indiğimi hayal ettim bir an. uzun lafın kısası hala aynı beyin hücrelerimle ama daha pozitif daha aklı selim ve çok daha iyi sağlam bir şekilde geri döndüm. bundan sonra sevgili blogumda her şeyimi paylaşacağım. gerek moda gerek yemek gerek benim beyinsizliklerim, hayata dair tecrübelerim hayatımda ne varsa burada da olacak. sadece tek bir kesit değil tüm hayatım vaaoovvv çok havalı durdu yazınca. sanki rock starım da:)) yalnız olmadığınızı hissetmek ve bana hissettirmek isterseniz gelin birlik olalım gelin kardeş olalım. ahahahahaaa. ben hep buradayım efendim. ne zaman isterseniz e-posta kutumu yağmura tutabilirsiniz. emin olun cevap vereceğim sizlere hizmet için varım:) muaahh en kısa zamanda hayatımdaki gelişmeleri anlatacağım.
Pazartesi, Mart 21
intikam
erkek arkadaşım bana sürekli görüşmek zorunda değiliz ben bazen yalnız uyumak istiyorum erkek arkadaşlarımla görüşmek istiyorum dedi ve beni bugün ekti.sinemaya gidecektik ama beyfendinin önemli bir işi çıktı. ulan ben kanımı yerde bırakır mıyım bu lafları ona öyle bir yedireceğimki. demekki bir yerlerde taktik hatası yaptım yoksa bu salak bana böyle bir şey söylemeye cesaret edemezdi. fazla boğdum bak görüyor musun aşkımdan deli divane çocuk ne dedi alarmlar alarmlar hemen kendime çeki düzen verip bir strateji uygulamalıyım.öncelikle tavan yapan popoyu yavaş yavaş indirmem lazım. ilgisiz alakasız davranıcam. şimdi facebook tan bütün görüşmediğim arkadaşlarıma da mesaj çektim hepsiyle teker teker görüşücem sevgilim arayınca da hahaha hihihiiiii ay canım pardon ne demiştin bir saniye susun çocuklar duyamıyorum haa evet evet ya ben seni arayayım burası kalabalık çat suratına. tam da ilgiyi çekmeyeceğim üzerinden bir iyi bir kötü ve de böyle sosyal çevremi kullandım mı tersine döner.öyle umut ediyorum aslında kıskandırma yöntemi de kullanabilirim ama onu çok iyi ayarlamam lazım çünkü benim sevgili erkek arkadaşım pek gelemiyor öyle kıskanma durumlarına ayarı yok işler çığrından çıkabilir ejderha gibi ağzından ateş çıkarabilir. ahh ahh aslında bir kaç kötü huyu olmasa beni bir an önce alsa mesela çok iyi çocuktur benim sevgilim:)) gerçekten iyi yakışıklı anlayışlı sabırlı uyumlu bir erkek ama sonuçta erkek. allah erkekleri yaratırken önlerindeki fazlalığı yapmak için beyinden hücre alıyor olsa gerek.ben bir de böyle taktik olaylarını hiç sevmiyorum ama gel gör ki klişe ama gerçek işe yarıyor bazen yapmak gerekiyor.bana bir akıl verin ya görüşmemeyim değil mi bana ne dedi gerizekalı:((
yanlış ülke yanlış dönem
ben anladım ki başka bir ülkede dünyaya gözlerimi açmış olsaydım her şey daha farklı olurdu. ya blog bile yazamadım(sanki yasaklanmasa çok yazıyordum ya).tam heves ettim aa bir baktım blogger'a girilmiyor:) neyse bu konuda diğer blog yazarları beyinlerinizi yeterince ütülemişlerdir ben kısa keseceğim tek bildiğim gerçekten bu ülke benim gibi bir çok dehayı yeteneği çürütüyor içine çekiyor öğütüyor farkedilmeden üstünüze basılıyor. ben beyin göçüne hiç karşı değilim destekliyorum irticanın tavan yapmasını bekliyorum. elimden gelse ben de irtica edicem ama ramak noktam biraz geniş birazcık daha umudum var en azından evlenmeyi bir koca kafeslemeyi düşünüyorum.valla son günlerde asabım bozuk:D salak sevgilim hala evlenmiyor benimle evlenmediği gibi sanki düğünümüze daha 5 bin yıl varmış gibi konuşuyor.kendini hala çocuk mu sanıyor ya geldin kaç yaşına etrafındaki o arkadaşların bir bir yuva kuracak bunu aklına sok ki kurmaya başladılar çocuğu olanlar bile var.asıl sorun şu şimdi bu benim angutun çevresi yoğun miktarda erkekle çevrili çok arkadaşı var işi de böyle ve etrafındaki çekirdek grup kendinden küçük daha doğru düzgün ciddi ilişki yaşamaya yeni başlayan tayfa akılları bir karış havada benimki gibi tipler iki üç tane.bunların içinde tabi evliliğe empoze olmuyor yok paintball yok counter yok bowling sıçıcam böyle işe toplanıp toplanıp aktivite yapıyorlar. şu cocuğun bir çevresi değişsin şöyle evli barklı çocukluların ortamına girsin o zaman her şey daha farklı olacak ama şu anda durum vaziyet böyle çerçeveyi acil şekilde değiştirmeliyim. işin kötüsü artık ben de çok sıkıldım yani gün içinde ilişkimizi yaşarken tek derdim evlenmek değil birlikteyken her şey mükemmel sonrasında bu anguta bir haller oluyor uzun zamandır birlikteyiz de ee ulan daha ne götüne kazık mı giriyor neyden korkup kaçıyosun rahatsız olduğun nokta ne ilişkiler doğar büyür gelişir iyi giderse sonucunda evlenilir. çok uzun bir kompozisyon oldu bizimkisi gelişme bölümü haddinden fazla uzadı sonuca bağlamak gerek. ben çok sıkıldım böyle olunca kendimi biliyorum götüm başım oynuyor soğuyorum farklı bir ortama girmişsem de ooo pırr bendeniz uçar heyecanı kaybettikten sonra telafisi olmuyor benim bünyemde. bunun olmasını da istemiyorum uyarım karşımdakini inşallah beni anlıyordur.tüm kadınlar benim gibi mi acaba aysun kayacı emre aşık olayı geldi şimdi aklıma kızı 7-8 yıl oyaladı oyaladı emre bey en sonunda aysun kayacı her şey güzeldi teşekkürler emre ama ben aşık oldum dedi bastı gitti.farklı beklentiler mi bu sonucu doğuruyor yoksa ilişkiyi besleyememek mi zamanla bir tarafın farklı bir bakış açısına mı girmesi yoksa uff gerçekten bilmiyorum bazen erkekler o kadar basit yaratıklar oluyorlar ki bütün bunların hepsi bir oyun gibi geliyor yönetmek çok basit bazen de işin içinden çıkılmıyor o basit beyinli erkekler anlaşılması zor kalaslara dönüşüyor. ben de zeki bir insanımdır yani karşımdakini çözmek çok zamanımı almaz nedense bu noktada beynime kal geliyor. ben yapamazsam bu salak karılar nasıl yapar o da bir muamma.bak yine daha kötü oldum yaaaaaa uff düşününce moralim bozuluyor en iyisi sallamak unutmak. saçımı unutunca bir bakıyorum aaa uzamış belime gelmiş oysa uzasın uzasın diye kıçımı yırttığım zamanlarda bir cm. bile uzamıyor bu sikintirik yöntemi ilişkimde de uygulamalıyım sanırım:) onun harici memleketten ayrılınca annemle aramız düzeldi ne kadar güzel bir ana kız ilişkimiz varmış değil mi?yanyana geçinemeyen bir aile. hala param yok bol parayı hak ediyorum bol paraya layığım duvarıma böyle şeyler yazdım astım yakında çok zengin olucam. iş bulamadım yavrularım ya biriniz de girip okumuyor aa şu kıza yardım edelim diye bir mail atmıyor hiç mi prezentable bir bayan eleman arayan yok:) mesleki özelliklerim de gayet iyi ayrıca.okuduğum üni aldığım eğitim iş tecrübelerim kalifiye bir elemanım gel gör ki kısır döngüye yakalandım. ikizler burcu işte ve aşkta rölantiye girdi herhalde sıçtığımın merkürü niye geri hareket ediyor anlamıyorum ulan düz gitsene ileri git yüzünden ne hayır gördük götünü dönuyosun altı üstü bir gezegensin gezegenler ne yapar ileri doğru salınır kendi rotandan şaşma abuk subuk hareketler yapma milyonlarca insan senin yüzünden rezil oluyor bu dünya üzerinde kendine gel ya madem sensin bizim yönetici gezegenemiz o zaman bize sahip çık yaralı parmağa işe. bak merkür beni dikkate al diğer gezegenleri de yola getir ne bok yersen ye bu tarihten sonra her şey ikizler burcu yoluna girecek canımı sıkma o kadar.
Perşembe, Ocak 27
kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
bir elmanın iki yarısı olduğum sevgili okuyucularım nar tanelerim nur tanelerim hala kimsenin beni okumadığının farkındayım yaa ama bu işi başarıcam.gelişmeleri soracak olursanız hala evlenemedim ve hala iş bulamadım sürünüyorum durumum boktan beter. anlatacağım çok konu var hepsini başlıklar halinde güzel güzel sırasıyla irdeleyeceğim. siz hiiiiiç merak etmeyin süper sonik hayatımdan kamera arkalarını en top vip cip şeklinde izleyeceksiniz. tabi ki evlenemedim ama bunu altını çize çize söyluyorum. bugün sevgilimin annesini arayıp irmik tatlısı tarifi aldım:) ne kadar yalakayım yaaa. kendi evime sık gitmiyorum hep erkek arkadaşımdayım onu da baymak üzereyim yakında siktiri basabilir.artık milyonuncu iş görüşmemden sonra bile iş bulamayan nadide bir yaratığım.işverenlerin hepsi çok gerizekalı artık para kazanmam lazım sanırım bu gidişle kötü yola düşeceğim hahahaa:) bugün öyle ateş alıp çıkıyorum bebişlerim ama söz en kısa zamanda içimi bir güzel dökeceğim sizleri benden mahrum etmeyeceğim. öpuyoorum en güzel yerlerinizden muah muah
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






